Filistin’i konu alan bu güçlü filmler, onlarca yıllık İsrail işgali, tarihsel adaletsizlik ve süregelen bir soykırımla yüzleşmek için sinemayı bir direniş aracı olarak kullanıyor.

“Posters of Palestine 36”, “All That’s Left For You” ve “The Voice of Hind Rajab”, 2026 Akademi Ödülleri’nin En İyi Uluslararası Uzun Metraj Film dalında kısa listeye kalan 15 yapım arasında yer alıyor.

 

Kuşatma altındaki bir halkın yaşadığı trajedinin dünyanın hafızasından silinmesine izin vermemekte kararlı olan Filistin temalı üç film, Akademi Ödülleri tarihinde bir ilke imza attı.

Cherien Dabis’in “All That’s Left of You” (Ürdün), Kaouther Ben Hania’nın “The Voice of Hind Rajab” (Tunus) ve Annemarie Jacir’in “Palestine 36” (Filistin) adlı yapımları, Oscar 2026 En İyi Uluslararası Uzun Metraj Film dalında kısa listeye kalan 15 film arasında yer aldı. Beş filmden oluşan nihai aday listesi 22 Ocak 2026’da açıklanacak; kazanan ise 15 Mart 2026’da Los Angeles’taki Dolby Theatre’da düzenlenecek 98. Akademi Ödülleri töreninde ilan edilecek.

Bu üç filmden Tunus’un aday gösterdiği yapım, mevcut durumun dehşetini güçlü biçimde ortaya koyarken, diğer ikisi Filistin’e yaşatılan acının köklerini sürmek üzere geçmişe odaklanıyor.

Yönetmen Kaouther Ben Hania imzalı “The Voice of Hind Rajab” filminden bir sahne; yapım, Oscar 2026 kısa listesinde Tunus’un adayı olarak yer alıyor.

 

Gazze’deki soykırım, filmlerin taşıdığı aciliyeti artırmış olabilir; ancak bugün kazandıkları görünürlük, işgal ve baskının normalleştirilmesinin yeni bir olgu olduğu anlamına gelmiyor.

Filistinli-İngiliz sinemacı Said Zagha, bu ayın başında düzenlenen 5. Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali (RSIFF)’nde En İyi Kısa Film – Altın Yusr ödülünü kazanmasının ardından, ödülü kendisinden önce yolu açan sinemacılara selam göndererek kabul etti.

Zagha, ödül konuşmasında Oscar’a aday gösterilen üç film ile diğer yönetmenlere atıfla,
“İnanılmaz Filistinli sinemacılar, hikâyelerini anlatabilmek için aşılması neredeyse imkânsız engelleri aştı… Biz onların omuzları üzerinde duruyoruz,” dedi.

“Kritik bir eşiğe ulaşabileceğimizi düşünüyorum,” diyor Dabis, RSIFF’te yaptığım bir söyleşide. “İnsanların kalplerini ve zihinlerini kesinlikle değiştirebiliriz. O noktaya yaklaşıyoruz.”

Yükselen Filistinli Sesler: Cherien Dabis

“All That’s Left of You”, Nekbe yılından 2022’ye uzanan bir zaman dilimini kapsıyor. Film, üç kuşak boyunca bir Filistinli ailenin hikâyesini anlatıyor. 1948’de, bir adam evinden zorla çıkarılıyor.

Yönetmen Cherien Dabis imzalı “All That’s Left of You” filminden bir sahne; yapım, Oscar kısa listesinde Ürdün’ün adayı olarak yer alıyor.

Aradan geçen onlarca yılın ardından, kendisi de kaçınılmaz olarak ağır baskılara maruz kalmış babasına karşı hayal kırıklığı yaşayan torun, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ile doğrudan bir çatışmanın içine sürüklenir. Olaylar zinciri, Dabis’in bizzat canlandırdığı çocuğun annesinin gözünden aktarılır.

Amerikalı-Filistinli yönetmen, filmine gösterilen coşkulu ilginin anlatının nihayet değişmeye başladığının bir işareti olduğuna inanıyor. Nitekim bu yapım, dünya sinemasında giderek yükselen Filistinlisesler korosuna güçlü bir katkı sunuyor.

Tarih ve Kimlik Üzerine: Annemarie Jacir

“Palestine 36” da bu çerçevede değerlendirilebilir. Epik drama, Jacir’in önceki üç uzun metrajı — “Salt of This Sea”, “When I Saw You” ve “Wajib” — ile benzer biçimde tarih ve kimlik temalarını ele alıyor. Ancak bu kez filmin ölçeği çok daha büyük.

Yönetmen Annemarie Jacir imzalı “Palestine 36” filminden bir sahne; yapım, Oscar kısa listesinde Filistin’in adayı olarak yer alıyor.

 

Yönetmen Annemarie Jacir imzalı “Palestine 36” filminden bir sahne.

 

İki Kez Aday Gösterilen İsim: Kaouther Ben Hania

“The Voice of Hind Rajab”, iki kez Oscar’a aday gösterilen Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hanianın (“The Man Who Sold His Skin”, “Four Daughters”) yürek burkan ve sarsıcı bir feryadı niteliğinde.

Gerçek kayıtlarla canlandırmaları birleştiren belgesel-kurgu film, Gazze’de İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) saldırısı altında bir araçta mahsur kalan altı yaşındaki bir kıza ulaşabilmek için, Filistin Kızılayı görevlilerinin bir ambulansı umutsuzca olay yerine ulaştırma çabasını takip ediyor.

Ben Hania, “The Voice of Hind Rajab” üzerinde çalışmaya başlamasının, kendisini felç eden çaresizlik duygusuna karşı bir tepki olduğunu söylüyor. “Zamanımızda film yapmanın gerçekten ne anlama geldiğini sorguladım,” diyor. “Her şey anlamsız geliyordu. Bu yüzden hiçbir şey yapmamak bir seçenek değildi.”

Kaouther Ben Hania, 2025 Venedik Uluslararası Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü İtalyan yönetmen Maura Delpero’nun elinden alıyor. | Fotoğraf: AFP

“Hind Rajab’ın sesini internette ilk duyduğumda, üzerimde derin bir etki bıraktı,” diyor ve filmi neden mutlaka yapmak zorunda hissettiğini böyle açıklıyor. Venedik’te Gümüş Aslan ödülünü kazanan “The Voice of Hind Rajab”, festival tarihinin en uzun ayakta alkışlanan filmi oldu.

Benzer şekilde, Britanya Mandası dönemindeki Filistin’de bir Arap ayaklanmasını konu alan “Palestine 36”, Toronto Uluslararası Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinde gösterim sonrası 20 dakika boyunca alkışlandı.

“İnsanlar daha önce hiç görmedikleri şeyleri görüyor,” diyor Dabis. “Ama yalnızca bu üç film değil; pek çok Filistinli sanatçı ve hikâye anlatıcısı, bu anlatının değişmesi için onlarca yıldır çalışıyor,” diye ekliyor.

Cherien Dabis, 11 Aralık 2025’te Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde düzenlenen Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali 2025 kapsamındaki Yusr Ödülleri Töreninde sahnede Uzun Metraj Film dalında Gümüş Yusr Ödülünü kabul ediyor. | Fotoğraf: Getty Images

Akademi Ödülleri’nde Filistin sinemasının tarihi

Oscarlar’da Filistin hikâyesi, 2002 yılında, Elia Suleiman’ın absürd kara komedisi Divine Intervention’ın, Filistin’in egemen bir devlet olarak statüsünün tartışmalı olması gerekçesiyle yarışmaya alınmamasıyla, gerçek anlamda gündeme geldi.

Üç yıl sonra, Hany Abu-Assad’ın “Paradise Now” filmi, “Filistin Toprakları” adına En İyi Yabancı Dilde Film Oscar’ına aday gösterildi. Abu-Assad, 2013’te “Omar” ile bir kez daha Akademi Ödülleri yarışında yer aldı.

2009’da “Ajami” filmiyle Oscar’a aday gösterilen İsrailli-Filistinli Scandar Copti, bugün “A Childhood” adlı yeni bir hibrit film üzerinde çalışıyor. Bu yapım, soykırımın 27 Ekim’deki olaylara bir tepki değil, onlarca yıllık vahşetin devamı olduğunu vurgulamayı amaçlıyor.

Ancak bugün dünya, canlı yayınlanan bir soykırımı izlerken, Filistin filmleri tüm zorluklara rağmen ana akım dağıtıma girmeyi başarıyor. Akademi’den gelen artan takdir ise yalnızca bir artı; sinemacılar için son derece ihtiyaç duyulan bir moral ve güç kaynağı.

Kazanan hepsini alır

Geçtiğimiz yıl, İsrailli-Filistinli bir kolektif tarafından çekilen “No Other Land”, En İyi Belgesel Uzun Metraj Film Oscar’ını kazandı. 2024’te ise, savaşla harap olmuş Gazze’de yaşayan yönetmenler tarafından hazırlanan 22 kısa belgeselden oluşan “From Ground Zero” adlı antoloji Oscar kısa listesine girerken, kısa kurmaca film “An Orange from Jaffa” da aynı başarıyı elde etti.

Oyuncu Jalal Al Tawil, 6 Aralık 2025’te Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde düzenlenen Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali 2025 kapsamında poz veriyor. | Fotoğraf: Getty Images

“Palestine 36” filminde önemli bir rol üstlenen Suriyeli oyuncu Jalal Altawil, Jacir’i, İsrail-Filistin çatışmasının hikâyesinde önemli ancak az bilinen bir dönemi gün yüzüne çıkardığı için övüyor. “Tarihe sıkı sıkıya bağlı bir hikâye anlatmak için yüzde 40 gerçeği yüzde 60 kurmacayla birleştiriyor,” diyor Altawil. “Kurabildiği denge inanılmaz.”

“Palestine 36”, İsrail-Filistin çatışmasının köklerine iniyor. Hikâye, Avrupalıların Sykes-Picot Anlaşması ve Balfour Deklarasyonu aracılığıyla, Nazizmden kaçan Yahudilere yer açmak amacıyla bir toprağı parçalamaları sürecinde Filistinlilerin maruz kaldığı sömürü, manipülasyon ve adaletsizliğin farklı boyutlarını kapsıyor.

“Palestine 36” filminin yönetmeni Annemarie Jacir. | Fotoğraf: redseafilmfest.com

 

Altawil şöyle diyor: “‘Palestine 36’, Filistin, Lübnan ve Ürdün’ü de kapsayan büyük bir ülke olan Suriye’nin bölünmesini anlatıyor.” Hatırlamak bir direniş biçimidir.

Venedik’teki başarısının ardından “The Voice of Hind Rajab”, katıldığı neredeyse her film festivalinde seyirci ödülleri kazandı. “Altyazılı, Arapça bir belgesel-kurgu film niş bir yapım; ancak onun tüm dünya tarafından izlenmesini istedim,” diyor Ben Hania.

Üç filmin Oscar yolculukları, nerede sonuçlanırsa sonuçlansın, onlara daha fazla görünürlük kazandıracak. “Biz daha konuşmanın başındayız ve umarım bulunacağımız farklı yerlerde büyük yankılar uyandırmaya devam edebiliriz,” diyor Dabis.

Kaynak: (1378/1176)

Oscars 2026: Three Palestine films in shortlist make history amid Gaza war – The Hindu 

Yazıyı paylaşmak ister misiniz?