Bir insanın bir asrı aşmasına rağmen hafızasını ve zihinsel sağlığını koruması nadir görülen bir durumdur. Peki bunu başaran biri varsa—ki bu Filistinli bir yaşlıda olduğu gibi—akla şu sorular gelir: Bu uzun yılları nasıl yaşadı? Tanıklık ettiği önemli tarihsel dönemler ve siyasi olaylar hakkında ne söylüyor? Deneyimlerinden hangi sözler birer hikmet olarak değerlendirilebilir?

El-Halil’in (Hebron) güneyindeki Batı Şeria’da bulunan Dura kasabasından Hacı Hüseyin Ebu Hüseyin er-Recub (Ebu Muhammed), kesin olarak 108 yaşını aşmış durumda. Ancak doğum belgesi olmadığı için tam yaşını bilmiyor. Bildiği tek şey, Osmanlı ordusu kendisini askere almak istediğinde 15 yaşında olduğu ve gerekli yaştan bir yıl küçük olduğu için askere alınmadığıdır. Buna dayanarak yaşı yaklaşık 108 olarak tahmin edilmektedir.

Bu yaşlı adam hâlâ tam bilincine ve güçlü hafızasına sahip olup, zaman zaman yaptığı şakalarla neşeli bir ruh hâlini korumaktadır. Zihninde taşıdığı hikâyeler ve yaşanmış olaylar sayesinde onunla sohbet etmek oldukça keyiflidir. Ancak yaşlılığın bazı hastalıkları onu da etkilemiştir; görme zayıflığı nedeniyle Kur’an okuyamaz hâle gelmiş, ayrıca raşitizm (kemik hastalığı) nedeniyle hareket etmekte zorlanmakta, ancak bu durum onu sürünerek de olsa hareket etmekten alıkoymamaktadır.

Çocukları ve Torunları

Hacı Ebu Muhammed’in çocukları ve torunlarının sayısı, vefat edenler hariç, 210’u aşmış durumda. Çoğu onu ziyaret edip yanında vakit geçiriyor; hatta bazı torunları artık kendileri de dede olmuş ve onların da torunları var. Bu durum, “dede, dedene söyle” sözünü adeta gerçeğe dönüştürüyor.

Filistinli bu yaşlı, ömrünün geri kalanını, 100 yaşını aşmış hayat arkadaşı Hacı Zübeyde ile birlikte müstakil bir evde geçiriyor. Onunla neden başka evlilik yapmadığını ise şöyle açıklıyor: “Aklım onun aklıyla uyuştu ve onunla mutluluğu buldum.” Eşi de aynı duyguları paylaşıyor.

Gençlik yıllarındaki en önemli hobilerini ise şöyle sıralıyor: avcılık, yüzme ve koşu. Daha da ilginç olanı ise, güçlü olanın zayıfı ezdiği bir dönemde yaptığı hırsızlıklar. O zamanlar bunun erkekliğin bir göstergesi sayıldığını söylüyor; ancak bugün geçmişte yaptıkları için vicdan azabı duyduğunu ve o dönemde kendisini bu davranıştan alıkoyacak kimsenin olmadığını ifade ediyor.

Uzun yaşamı ve deneyimleri, Hacı Hüseyin’e birçok şey öğretmiş. Hâlâ en sevdiği yemek, diğer tüm yemeklere tercih ettiği limonlu mercimek. Ona göre kız çocukları, erkeklere kıyasla daha şefkatli oldukları için yaşlılara daha yakındır. Ayrıca bir erkeğin asıl mutluluğu ve aklı kırk yaşından sonra bulduğunu söylüyor. İnsan için en hayırlı olanların ise en yakınları, özellikle kardeşler ve çocuklar olduğunu vurguluyor; dostların ise yaş ilerledikçe pek kalmadığını belirtiyor.

Ebu Muhammed, çocukluğunda kendi kasabası Dura’da yalnızca yaklaşık beş kişiyle birlikte okuma yazma öğrendiğini hatırlıyor. Bugün nüfusu 70 bini aşan bu kasabada, o dönem eğitim oldukça sınırlıydı. Ancak son iki yıldır, görme zayıflığı nedeniyle Kur’an okuyamadığını da üzüntüyle dile getiriyor.

Siyasetten Biraz

Biraz da siyasete değinmekte fayda var. Bir asrı aşan ömrü boyunca bu Filistinli yaşlı, ülkesinin tarihinde beş temel döneme tanıklık etti. Ancak bazıları hakkında konuşmayı tercih etmiyor—muhtemelen hâlâ temkinli olduğu için. Bu dönemler sırasıyla Osmanlı dönemi, İngiliz dönemi, ardından Ürdün yönetimi, İsrail işgali, Filistin Yönetimi ve sonrasında yeniden işgal süreci.

Ebu Hüseyin, Osmanlı döneminin ilk yıllarında iyi olduğunu, ancak sonlarına doğru durumun kötüleştiğini söylüyor. Ona göre o dönemde Araplar küçümsenmiş, değer verilmemiş ve herkes zorla askere alınmaya çalışılmıştı. Türk subaylarının ise insanlara karşı ne hukuk ne de hayatlarına saygı çerçevesinde davrandığını ifade ediyor.

İngiliz Mandası dönemine gelince, olumsuz yönlerine rağmen bu dönemin hukuka saygı ile öne çıktığını belirtiyor. Örneğin silah bulundurmanın cezası idam olsa da, silah bir odada bulunur ve odanın pencerelerinden biri açıksa suç düşebiliyordu.

Ebu Muhammed, Ürdün yönetimi döneminde Mekke’yi ziyaret etmeyi de ihmal etmemiş; hatta dört kez hac yapmış. Günümüzde ise zamanını eşiyle birlikte ibadet ederek ve geçmiş günleri anarak geçiriyor. Hem kendisi hem de eşi, yaşlılığın getirdiği sıkıntıların sona ermesini ve yeniden eski sağlıklarına kavuşmayı umut ediyor.

Kaynak:  معمِّر فلسطيني تجاوز المائة محتفظا بقدراته العقلية | أخبار | الجزيرة نت 

 

Kategori

Yazar

Yazıyı paylaşmak ister misiniz?