Çocuklar, fiziksel kapasitelerinin çok ötesinde işlerde; taş taşıma ve kısmen yıkılmış evlerin hazırlanması gibi ağır işlerde çalıştırılıyor.

İsrail’in Gazze’ye yönelik yürüttüğü soykırım savaşı ile bunun beraberinde getirdiği ağır sosyal, ekonomik ve insani koşulların gölgesinde, daha önce görülmemiş yeni iş alanları ortaya çıktı. Bu durum, giderek artan sayıda çocuğun erken yaşta iş gücü piyasasına sürüklenmesine yol açtı. Birçok çocuk, yaşlarının çok ötesinde sorumluluklar üstlenmek zorunda kalarak, zorunluluğun ve günlük yaşamın dayattığı yeni çalışma biçimleri arasında yaşam mücadelesi vermeye başladı.

Savaş, on binlerce çocuğu yetim ve geçim kaynağından yoksun bıraktı; bu da onları kendi başlarına yiyecek ve gelir aramaya mecbur etti. Gazze Şeridi’ndeki yetim çocukların sayısı 64 bin 616’ya ulaştı. Bunların 55 bin 157’si, işgal güçlerinin Gazze’ye karşı yürüttüğü soykırım savaşı sırasında yetim kaldı. Bu çocukların büyük çoğunluğu savaş nedeniyle babalarını kaybetti.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), İsrail saldırıları sonucunda Gazze Şeridi’nde 58 binden fazla çocuğun anne veya babasından birini ya da her ikisini kaybettiğini belirtti. Bu durum, söz konusu çocukları aile desteğinden ve yeterli bakımdan yoksun şekilde hayatla zorlu bir mücadeleye sürükledi.

Çocukların çalışma hayatına yönelmesi, yetişkinler arasında işsizliğin yaygınlaştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın ardından işsizlik oranı benzeri görülmemiş seviyelere ulaştı. BM raporları ve ekonomik kuruluşların verilerine göre işsizlik, iş gücünün yaklaşık yüzde 80’ine yükseldi.

Çocukların çalıştığı alanlar artık yalnızca pazarlar, sokaklar ve atölyelerle sınırlı değil. Bu alanlar, Gazze’nin en kasvetli ve en hüzünlü mekânlarından bazılarına, yani mezarlıklara kadar uzandı. Çocuklar bugün mezarlıklarda kabir yapımı, defin işlemleri ve mezarların sulanması gibi işlerde çalışıyor.

Mezarlar arasında çocuklar

Noon Post kamerası, Deyr el-Belah’ın merkezindeki bir mezarlıkta çok sayıda çocuğu görüntüledi. Çocuklar mezarlar arasında dolaşıyor ve ziyaretçilere kabirlerin üzerine dökmek için su getirip getirmeyeceklerini soruyordu.

Deyr el-Belah’taki mezarlığın bakıcısı Ebu Salim er-Rubai, soykırım savaşı sırasında mezarlığın onlarca çocuk için bir çalışma alanına dönüştüğünü söyledi. Çocukların sabahın erken saatlerinden itibaren mezarlığa geldiğini belirten er-Rubai, cenaze sahiplerinin defin işlemleri için mezarlığa ulaştığı saatlerden başlayarak çocukların mezar kazımına yardımcı olduklarını, mezarlığın çevresindeki yıkılmış evlerden taş taşıdıklarını, su getirdiklerini ve kazı çalışmalarında kullanılan araç gereçleri temin ettiklerini ifade etti.

Mezarlıklar çocuklar için bir çalışma alanına dönüştü.

Mezarlıklar çocuklar için bir çalışma alanına dönüştü.

Er-Rubai, Noon Post’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Birçoğu yalnızca beden parçalarından ibaret hâle gelmiş cenazelerin defnedilmesine tanıklık etmek, yas tutan ailelerin çığlıklarını duymak ve bu anların tüm vahşetine şahit olmak, çocukların bulunmasıyla kesinlikle bağdaşmayan sahnelerdir. Bunlar yetişkinler için bile son derece ağır görüntülerdir ve etkileri hafızadan kolay kolay silinmez. Yerinden edilme, evsizlik ve yoksulluk nedeniyle ailelerinin geçimini sağlamak için ölümün yanı başında çalışmaya mecbur bırakılan çocuklar için bunun etkisi kim bilir ne kadar daha büyüktür?”

Er-Rubai, savaşın şiddetinin azaldığı dönemlerde mezarlıklarda çalışan çocukların sayısında düşüş yaşandığını, ancak işgal güçlerinin günlük saldırılarını yeniden yoğunlaştırması ve son haftalardaki tırmanışla birlikte bu olgunun yeniden yaygınlaştığını ifade etti.

Sözlerini şöyle sürdürdü:

“Okul sıralarını bırakıp ailesinin geçimini sağlamak için her ne şekilde olursa olsun çalışmaya yönelen, bunun uğruna çocukluğunu, ruhsal ve fiziksel sağlığını feda eden bir çocuğu nasıl bir gelecek bekliyor? Bu mesele, çocukların korunması ve insan hakları alanında faaliyet gösteren kuruluşlar tarafından yakından takip edilmeli ve çözüm üretilmelidir.”

Muhammed Bedavi ise yerinden edilme ve babasının yaralanması nedeniyle çalışmak zorunda kalan bir başka çocuk. Ailesinin geçimini sağlayabilmek için sokaklarda ve pazarlarda soğuk su satarak gelir elde etmeye çalışıyor.

Sokaklarda buz gibi soğuk su satmak, çocuklar için bir geçim kaynağı hâline geldi.

Sokaklarda buz gibi soğuk su satmak, çocuklar için bir geçim kaynağı hâline geldi.

Muhammed, Noon Post’a yaptığı açıklamada, ailesinin yaşadığı zorlu koşulların, evlerini kaybetmelerinin ve babasının İsrail saldırısında yaralanarak engelli hâle gelmesinin kendisini çalışmaya ve ailesinin geçimine katkıda bulunmaya mecbur bıraktığını söyledi.

Şöyle devam etti:

“Yardım kuruluşlarının getirdiği ücretsiz su tankerleri geldiğinde önce ailem için su temin ediyorum. Ardından 15 ila 20 litre arasında su ayırıp bunları küçük plastik poşetlere dolduruyorum. Daha sonra bu poşetleri, toplamda yaklaşık 50 adet olacak şekilde, 10 şekel karşılığında bir dükkândaki buzdolabında soğutuyorum. Üç saat sonra suyu alıp Nuseyrat pazarında ya da Nüveyri Tepesi yakınındaki sahil yolunda satıyorum. Her poşetin fiyatı 1 şekel.”

Muhammed, suyu mümkün olduğunca hızlı satmaya çalıştığını belirterek, poşetlerdeki su soğukluğunu kaybettiğinde kimsenin satın almak istemediğini söyledi. Bunun sık sık yaşandığını ifade eden çocuk, bu durumda suyu yeniden soğutmak zorunda kaldığını, bunun da zaten çok düşük olan kârını daha da azalttığını veya tamamen ortadan kaldırdığını dile getirdi.

Ölümcül işler

Çocukların çalıştırıldığı tehlikeli işlerden biri de, belirli plastik türlerinin özel fırınlarda yakılması ve bu işlemden endüstriyel yakıt elde edilmesine dayanan yakıt üretim tesislerindeki çalışmalardır.

Çocuklar bu işlerde ya plastiklerin yakılması sürecinde görev alıyor ya da üretimde kullanılan plastikleri topluyor. Bunların başında özellikle hasar görmüş plastik su depoları geliyor.

Çocukların plastik yakma işlemlerine katılması son derece tehlikelidir. Çünkü bu süreçte, zehirli ve kanserojen maddeler içeren yoğun siyah duman ortaya çıkmaktadır. Bu dumanlara maruz kalmak, çocuklarda ciddi sağlık sorunlarına ve uzun vadeli komplikasyonlara yol açabilmektedir.

İşgal güçlerinin çekilmesinin ardından ez-Zehra kentinde çocuklar hurda metal arıyor.

İşgal güçlerinin çekilmesinin ardından ez-Zehra kentinde çocuklar hurda metal arıyor.

Ziyad er-Ramli, Gazze’nin orta kesimindeki Megazi Mülteci Kampı’nın batısında bulunan bir endüstriyel dizel üretim atölyesinde çalışan çocuklardan biri. Ziyad, yaşadığı zorlukları ve bu işin sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı.

Ziyad, iki ay boyunca endüstriyel dizel üretim atölyesinde çalıştığını söyledi. Sabahları görevinin, işgal güçlerinin çekildiği bölgelerde geride kalan plastik varilleri, esnek plastik hortumları ve benzeri malzemeleri aramak olduğunu; akşamları ise plastik yakma işinde çalıştığını belirtti.

Noon Post’a konuşan Ziyad şunları söyledi:

“İşgal güçlerinin kısa süre önce çekildiği bölgelerden, örneğin Gazze’nin orta kesimindeki ez-Zehra kentinden plastik topluyordum. Bulabildiğim her türlü plastiği atölyeye taşıyordum. Daha sonra da plastik yakma işinde çalışıyordum. Fırınların yanında 10 günden fazla dayanamadım. Çünkü nefes almakta zorlanmaya başladım ve çalışma sırasında maske takmama rağmen solunum yollarımın içinde yanma hissediyordum.”

Yakacak odun toplama yolculuğundan dönen çocuklar Netzarim Koridoru'ndan geçiyor.

Yakacak odun toplama yolculuğundan dönen çocuklar Netzarim Koridoru’ndan geçiyor.

Çocukların hayatına mal olan tehlikeli işlerden biri de enkazlar arasında metal ve yeniden kullanılabilecek eşyalar aramaktır. Çok sayıda çocuk, savaş kalıntıları ve patlamamış mühimmatla dolu yıkılmış bölgelerde çalışmaktadır. Buna rağmen ailelerinin geçimini sağlayabilmek için hayatlarını riske atmayı sürdürmektedirler.

Bureyc Mülteci Kampı'nın batısındaki bir enkaz döküm alanında çalışan çocuklar; burada işgal güçlerinden geriye kalan patlayıcı kalıntıların infilak etmesi sonucu çok sayıda çocuk hayatını kaybetti.

Bureyc Mülteci Kampı’nın batısındaki bir enkaz döküm alanında çalışan çocuklar; burada işgal güçlerinden geriye kalan patlayıcı kalıntıların infilak etmesi sonucu çok sayıda çocuk hayatını kaybetti.

Enkazlardan metal çıkararak çalışan çocuklardan biri olan Muhammed Semaan, bu işin son derece yorucu ve tehlikeli olduğunu söyledi. Kendilerinin, işgal güçlerinin yıktığı bölgelere ve tehlike ile temel hizmetlerin yokluğu nedeniyle sakinlerin henüz geri dönemediği harap alanlara giderek hurda ve metal topladıklarını anlattı.

Noon Post’a konuşan Muhammed şunları söyledi: “Alüminyum, bakır, elektrik kabloları ve işe yarayabilecek her türlü malzemeyi topluyoruz. İşimiz yalnızca yıkılmış bölgelerde dolaşmakla sınırlı değil. Doğu bölgelerinden ve harap olmuş alanlardan enkaz taşıyan kamyonları da takip ediyoruz. Kamyonların belirlenen döküm alanlarına boşalttığı enkazları karıştırarak işe yarayabilecek şeyler arıyoruz. Daha sonra bu metalleri yeniden işleyen uzman atölyelere taşıyoruz.”

Çocuklar, tehlikeli bölgelerdeki yıkıntıların arasında ilerliyor.

Çocuklar, tehlikeli bölgelerdeki yıkıntıların arasında ilerliyor.

Muhammed, Eylül 2024’te Gazze’nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’nın batısında bulunan bir enkaz alanında arkadaşlarından birini kaybettiğini anlattı. Çocuğun, enkazlar arasında arama yaparken şüpheli bir cisim bulduğunu ve onu yerden kaldırıp hareket ettirdiği anda cismin patladığını, bunun sonucunda hayatını kaybettiğini söyledi.

Daha sonra yapılan incelemelerde, çocuğun eline aldığı cismin işgal güçlerinin geride bıraktığı bir patlatma düzeneğine ait fünye olduğu ortaya çıktı.

Okuldan uzaklaşmak

Çocuk, eğitim hayatından kopuşunu anlatırken şöyle dedi:

“Zeytun Mahallesi’ndeki okulum işgal güçleri tarafından yıkıldı. Şu anda yedinci sınıfta olmam gerekiyordu, ancak eğitim durdu ve öğrendiklerimizin büyük kısmını unuttum. Hâlâ hayatta olan sınıf arkadaşlarımın çoğu da ailelerine destek olmak için çalışıyor.”

UNICEF raporlarına göre, 2026 yılı itibarıyla Gazze Şeridi’nde örgün eğitimden mahrum kalan çocukların oranının, okul çağındaki tüm çocukların yaklaşık yüzde 60’ına ulaştığı tahmin ediliyor.

Öte yandan, UNRWA, eğitim altyapısının neredeyse tamamen yok edilmesi nedeniyle okul çağındaki çocukların tamamına yakınının  yaklaşık 658 bin ila 700 bin öğrenciye denk gelen yüzde 100’lük bir kesimin  üst üste üçüncü eğitim yılında da “düzenli, istikrarlı ve yüz yüze örgün eğitimden” mahrum kaldığını belirtiyor.

Çocukların yaptığı işlerden biri de ekmek taşımak ve satmak. Sabahın erken saatlerinden itibaren fırınların önünde sıraya girerek ekmeği 3 şekele satın alıyor, ardından genellikle 5 şekel gibi daha yüksek bir fiyattan yeniden satışa sunuyorlar.

Çok sayıda çocuk, pişirme gazındaki kıtlık nedeniyle günlük kullanım için yakacak odun toplama ve satma işinde de çalışıyor. Çocuklar, işgal güçlerinin buldozerlerle tahrip ettiği ya da konuşlandığı bölgelere ve sivillerin ulaşmasının zor olduğu tehlikeli alanlara gidiyor. Bunlar arasında genellikle odun bulunabilen ve “sarı hat” olarak bilinen bölgenin çevresi de yer alıyor. Çocuklar buralardan bulabildikleri odunları toplayıp satıyor. Ancak birçok durumda işgal güçleri, odun topladıkları sırada çocukları hedef aldı.

Çocuklar ayrıca hasar görmüş evlerin onarımında ve depolarda ağır yük taşıma işlerinde de çalışıyor. Bu işler, fiziksel güçleri ve dayanıklılıkları açısından çocuklar için tamamen uygunsuz olmasına rağmen, geçim sıkıntısı nedeniyle bu tür işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar.

Göçmen kamplarında ise çocuklar için yeni iş alanları ortaya çıktı. Küçük kız çocukları ücret karşılığında çamaşır yıkayıp kuruturken, diğer bazı çocuklar banyo yapmak isteyen yerinden edilmiş kişiler için su ısıtıp satarak gelir elde ediyor.

Gazze’de çocukların savaş boyunca işgal güçlerinin doğrudan hedefi olduğunu da belirtmek gerekiyor. İşgal saldırılarında 18 bin 592’den fazla çocuk hayatını kaybetti. Yaralanan çocukların sayısı ise 44 bin 486’ya ulaştı ve bu rakam tüm yaralıların yüzde 26’sını oluşturdu. Bunun yanı sıra, 1.655’ten fazla çocuk gözaltına alındı.

Savaşın fiziksel etkileri de son derece yıkıcı olmaya devam ediyor. Yaklaşık 10 bin 500 çocuk, hayatlarını kalıcı şekilde etkileyen yaralanmalarla yaşamını sürdürürken, uzuv kaybı yaşayan çocukların sayısı ise 1.000’i aşmış durumda.

 

Kaynak: 

Amid the rubble and graveyards, Gaza’s children are forced into work to support their families 

 

Kategori

Yazar

Yazıyı paylaşmak ister misiniz?